KİŞİSEL GELİŞİM | Konuşma Becerisi

TOPLUMSAL VE BİREYSEL GELİŞİMİN ANAHTARI: KONUŞMA BECERİSİ

Yrd.Doç.Dr. İbrahim İ. ÖZTAHTALI

Türkün Holding Eğitim Danışmanı

 

Hangi zekâ düzeyinde olursak olalım onu kullanma becerisine sahip değilsek eğer, başarılı ve ideal bir insan olma şansımız olamaz. Bu durumda akıl, zekâyı kullanma becerisi olarak karşımıza çıkıyorsa okuyarak, deneyimleyerek, görerek ve taklit ederek geliştirilen ve çeşitlendirilen akıl, zekâyı etkin kullanabilmenin en önemli aracı haline gelir.

Konuşma becerisi gelişmiş toplumların sosyal yaşamını şekillendiren en önemli etkenler arasında sayılıyor. 

Dili doğru ve etkili kullanabilmenin ilk adımı, kullanılan dili tanımakla başlar. Türkçe, ifade gücü ve anlamsal işletim sistemi açısından dünyanın en iyi dillerinden biridir. Bugün dünya da 2500’den fazla dil kullanılmaktadır. Dilbilimcilere göre gelecek yüzyıllarda dünyada sadece altı doğal dil kullanılacaktır ve onlardan biri de Türkçedir. Türkçenin çok anlamlılık özelliği ve anlamsal işletim sistemi, Türkçeyi dinamik bir dil haline getirmiş ve onunla ifade edilebileceklerin sınırlarını genişletmiştir. 

Gerek sosyal ilişkilerimizde gerekse iş hayatımızda dili etkin ve doğru kullanmak bireysel başarımızı olumlu katkılar sağladığı gibi içinde bulunduğumuz iş hayatına da doğrudan yansır. Örgütsel yönetimin ilk ve en önemli ön koşullarından olan, doğru ve etkili iletişimin yegâne aracı dildir. Bunu doğru ve etkin kullanmak toplam faydaya yapılabilecek en güçlü araçtır. Düşünce ve duygularımızın eksiksiz ve tam olarak anlatmak istediğimiz gibi anlaşılabilmesi anadili bilgisi ve becerisine bağlıdır. 

Etkili bir konuşma 2 aşamadan oluşur;

Hazırlık: Anadilin gerçek söz varlığını, ifade farklılıkları yaratan cümle türlerini, vurgu, tonlama, durak gibi ses kontrolü ögelerini, söz ve anlam sanatlarını, kurallarını bilerek etkili kullanmak kişinin kendini doğru ifade edebilmesinin ilk adımını oluşturur. İkinci adım, iletişim kuracağımız bireysel veya toplumsal hedef kitlenin ve durumbağlam’ın  analiz edilmesidir. İçinde bulunduğumuz kültür, toplumdan beklentilerimizi ve toplumun bizden beklentilerini inanılmaz derecede etkiler. Bu nedenle konuşma öncesinde karşımızdaki hedef kitleyi tanımalı elde edilen veriler doğrultusunda konuşmamızın akışını ve içeriğini düzenlemeliyiz. Konuşmamızın başarılı olabilmesi için yapılması gereken bir başka uygulama da Durumbağlam analizidir. Durumbağlam, konuşmamızın dinleyiciyle buluştuğu andaki tüm fiziksel koşulları içine almaktadır. Mekân, hava, ışıklandırma, ısınma, konuşma alanı, konuşma sırasında kullanılacak teknik malzemeler v.s. Fiziksel koşulları dikkate almadan hazırlanan bir konuşmanın başarıya ulaşması tesadüf olacaktır. Üçüncü adım iletişim amacımız doğrultusunda verilerden hareketle konuşma metnini ya da planının oluşturulmasıdır. Planlama, konuşma kalitesini arttıracağı gibi dinleyicilerin anlatılanları daha kolay algılayıp kavramasını da sağlayacaktır.

Konuşma Sırası: Dinleyiciye nasıl göründüğünüz, hazırlıklarınızı nasıl aktaracağınız son derece önemlidir. İyi bir konuşmacı giyimine özen göstermeli, önyargı oluşturacak aksesuarlardan kaçınmalıdır. Konuşmanın kalitesini ve etkisini arttıracak en önemli unsur ise “ses”tir. Konuşmacı sesini verimli şekilde kullanmalı, tonlama, vurgu ve durakları etkin biçimde uygulamalıdır. Bunu başarabilmenin temelinde doğru nefes alabilmek vardır. Diyaframı tam kapasite ile kullanmayan bir konuşmacı sesine yeteri kadar hakim olamayacaktır. Bu nedenle de konuşmacı etkileyiciliğini kaybeder. Konuşmacının ses hakmiyeti güvenilirliğini arttırmakta, ikna kabiliyetini güçlendirmektedir. Sözcüklerimizin hemen yanında birçok kere de onların çok daha önünde yer alan bir başka önemli kavram da “beden dili”dir. Ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimizin önemini vurgulamak gerekir burada. Yüz dilinizin her zaman söylediklerinizden daha önemli ve daha dikkate değer olduğunu unutmamak gerekir. Sesimize vereceğimiz duygu tonunu once yüzümüzden geçirmemiz gerekiyor. Duruşumuz, yürüyüşümüz ve bedenimiz, dinleyicilere çok önemli mesajlar ve ipuçları veriri. 

Sonuç olarak konuşmacının heyecanına hakim olması, dinleyici ve kürsü korkusunu yenmesi ve konuşma konusunda ustalaşması deneyimlerinin sıklığı ile doğru orantılıdır. Mesleğini konuşarak icra eden her bireyin iyi bir konuşmacı olması gerekir. Fakat daha derin düşündüğümüzde sadece mesleği konuşmaya dayalı olan kimselerin değil sosyal iletişim kurmak zorunda olan tüm insanların iyi bir konuşmacı olması gerekir. Bireysel, toplumsal iletişimimizin kalitesinin artması, iletişim kazalarının azalması, anlayabilen ve anlatabilien bir toplum alabilmemizin yolu iyi bir konuşmacı, iyi bir dinleyici olmaktan geçiyor.  

Geri Dön